ABDURRAHMAN SÂMÎ NİYAZİ EFENDİ HAZRETLERİ

İstanbul

(d.1878 / ö.1935)

Anadolu'nun manevî zenginliğini oluşturan Allah dostlarındandır. Mani­sa ilinin Saruhanlı ilçesindendir. 1296 (m.1878) yılında doğdu. Babası, Harameyn valilerinden Asım Efendi'dir Tahsiline memleketinde başladı. Daha sonra İstanbul'a gelip orada devam etti. Bu arada devrin mürşidlerinden yarar­lanıp icazet aldı. Bir Ramazan gecesi rüyasında Peygamber Efendimiz'i gördü. Peygamber Efendimiz, yanında bulunan zatı göstererek: "Ey Samî! Bu senin mürşidindir. Sen vapura bin ve denize açıl. Vapur hangi iskelede durursa orada in. Hocanı orada bulacaksın" buyurdu. Uyanır uyanmaz sabah namazını kıldı. Doğruca iskeleye gidip hareket etmek üzere olan bir gemiye bilet aldı. Gemi çok geçmeden Marmara Denizi'ne açıldı. Çanakkale önlerine vardığında, kaptan geminin arıza yaptığını, yolcuların burada inmesi gerektiğini bildirdi. Abdurrahman Samî Efendi de bu­rada gemiden indi. İskelede kendisini nur yüzlü bir zat karşıladı. Bu zat: "Samî Efendi, oğlum, hoş geldin" dedi. Samî Efendi olanlara şaşırarak: "'Bu zat benim adımı nereden biliyor?" diye aklından geçirdi. O zat: "Geçen gece Peygamber Efendimiz sana ne emir buyurdular?" dedi. Samî Efendi hemen toparlanarak o zatın elini öptü ve hemen kendisine bağlandı. Bu zat Ahmed Şücâeddin Uşşâkî Hazretleri idi. Çok geçmeden hizmetlerinde ilerleyip bu zatta sülukunu tamamladı ve hilafet aldı. Bundan sonra mürşidi tarafından tekrar İstanbul'a gönderildi. Kasımpaşa'daki Yahya Efendi dergâhında postnişin oldu. Bir taraftan dergâhta talebelerine ders verip irşad faaliyetle­rinde bulunurken bir yandan da muhtelif camilerde verdiği vaazlarına devam etti. Bir defasında Fatih Camii'nde vaaz verirken bir küçük çocuk gelip ken­disine seslendi ve dışarıya gelmesini söyledi. Samî Efendi de kürsüden inip ço­cukla birlikte dışarı çıktı ve tekrar dönüp vaazını sürdürdü. Vaaz bittikten sonra kendisine niçin dersi yarıda bıraktığını sorduklarında, o çocuk olarak gördükle­rinin Hızır Aleyhisselam olduğunu, onunla bir ara görüşmesi gerektiğini söyle­di. Yine bir gün evinde yumurta ve bazı şeylerle meşgul olduğunu gören ha­nımı, onun fuzulî işlere nasıl merak ettiğini ve vaktini harcadığını aklından ge­çirdi. Ertesi gün kahvaltı hazırlarken ayağına kaynar su döküp Samî Efendi'ye geldiğinde, bir gün evvel yumurta ve saire ile uğraştığı şeylerin bugünkü yanı­ğın ilaç hazırlığından başka bir şey olmadığını görüp mahcup olmuştu. Samî Efendi de hanımına: "Efendi vaktini bu gibi şeylerle geçiriyor, diye düşünmüştün. Gördün ya bu merhemi biz ne için hazırlamışız?" dedi. Abdurrahman Samî Efendi Hazretleri 1354 (m.1935) yılında 57 yaşında iken İstanbul'da vefat etti. Birbirinden değerli eserleri vardır.

Yüce Allah sırrını mukaddes ve mübarek kılsın.