ABDULLAH İLÂHÎ HAZRETLERİ

İstanbul

(d.? / ö.?)

Molla İlâhî veya Şeyh İlâhî diye de bilinmektedir. Kütahya'nın Simav kazasına bağlı bir köyde doğdu. İlim tahsili için İs­tanbul'a gitti. Bir müddet Zeyrek Medresesi'nde kaldı. İlimde daha fazla iler­lemek için Alâeddin Tûsî ile birlikte Horasan'a gitti ve orada Tûsî'den ders al­dı. Bir müddet sonra gönlüne bir ateş düştü ve bir mânâ üstadı aramaya koyul­du. Kitaplarını satıp parasını fakirlere dağıttı. Semerkand'a gidip orada Hace Ubeydullah Ahrar Hazretleri'ne intisap etti. Mânâ ilimlerinde derinleştikçe de­rinleşti. Şeyhinin işaretiyle Buhara'ya, Bahaüddin Nakşibendî Hazretleri'nin türbesini ziyarete gitti. Orada dokuz "Erbain" çıkardı. (Yani 360 gün yalnızca halvette kaldı.) Zaman zaman Şâh-ı Nakşibend Hazretleri ona görünür, süluk seyrinde ona yardımcı olurdu. Sonra dönüp bir müddet daha Ubeydullah Haz­retleri'ne hizmet etti. Ondan icazet alınca tekrar Anadolu'ya, memleketi olan Simav'a döndü. Orada kısa zamanda şöhreti her tarafa yayıldı. İnsanlar akın akın gelip ondan feyz aldılar. O sırada Osmanlı kadıaskerlerinden Manisalı Çelebi'nin kendisi ve tale­beleri için tahsis ettiği rahat odaları kabul etmeyip, bir zamanlar ilim öğrendiği, fakat o sıralarda harap bir durumda olan Zeyrek Medresesi'nde kaldı. Orada da birçok kişinin irşadı ile meşgul oldu. Eşraf ve devlet erbabından birçok kişi onun himmetiyle bereketlendiler. Halkın bu aşırı teveccühünün mânâ âleminden gelecek feyizlere bir ölçü­de de olsa engel olduğunu düşünerek, daha tenha bir yere gitmeyi düşünmeye başladı. Bu sırada sancak beylerinden Ahmed Bey adında bir zat, şeyhi Vardar Yenicesi'ne götürmeyi teklif etti. Kendisi bu teklifi yerinde bularak kabul etti. Tam İstanbul'dan ayrılmayı düşünürken, böyle bir teklifle karşılaşmayı ilahî bir işaret saymıştı. Yerine Seyyid Ahmed Buhari Hazretleri'ni halife bırakarak Rumeli'ye geçti. Vardar Yenicesi'nde önemli eserler yazdı ve bir taraftan da gönüller fethetmeye devam etti. Daha sonra orada vefat etti.

Eserlerinden önemli olanları şunlardır:

Vâridât-ı Kübrâ Şerhi,

Şeyh Sadreddin'in "Miftâhü'l-Gayb" adlı eserine Şerh.

Zâdü'l-Müştâkîn.

Necâtü'l-Ervâh min Dânesi'l-Eşbâh... (Nefehât-Şekâik...)